Gölgesi


Huzurun gölgesine sığınmışım,

üstümde yaşımın yorgunluğu.

Senin üzerinde beyaz bir elbise

ve kısacık saçların.


Sarhoşum, kapatamam ışıkları, diyorum sana.

Yüzüne bakmıyorum.

Cevap beklemiyorum.

Sağa sola koşturuyorum.

Baş dönmelerim ve engellerime sarılıyorum.

Müziğin sesini açıyorum.


Bu dört duvar içinde bağışlayamayacağım günah yok, diyorum kendime.

Kendim için.

Tanrı'yı oynuyorum.

Seni affediyorum.

Yanıma koyuyorum.

Gözlerimi kapıyorum.


Dağları geçip sessiz denizlere yelken açıyorum.

Gülleri dikenlerinden ayırıp birini sana veriyorum.

Rüzgâr yok havada.


Öpüşmek için kırmızı dudakların,

öpüşmek için tedirgin dudaklarım var.


Senin yukarı çıkıp aşağı inen göğsün,

benim titreyen ellerim

uyandırıyor Tanrı'yı.


Oyunculuğumu ve yaşayamayacaklarını kıskanıp,

dudaklarımız birleşmeden hemen önce

çalıyor rolümü.


Elindeki koca perdeyi,

örtüyor denizin üstüne.

Anlıyorum, ay denizden alırmış ışığını.

Sönüp yok oluşunu izliyorum.

Tedirgin dudaklarım ve titreyen ellerimle kalıyorum.

Gölgemi artık göremiyorum.

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAMBAK

PATLAYAN ŞEKER

Sütyendeki Gökyüzü