CAN YELEKSİZ
Uyanmıştık ve yan yanaydık. Terlerimizin ıslattığı bu küçücük çekyat daha kurumamıştı. Sanki okyanustaydık. Komodinin üstünde kondomlar ve peçeteler. Bir olmuştuk ya, binbir cümleyi ağzımızdan tek bir kelime çıkmadan konuşmuştuk. Yenilmiştik birbirimize ve kokun sinmişti sigarama. Perdeleri yırtarak tenine vuran güneş, ateşim olmuştu. Nefesim diye seni çekmiştim içime. Bir okyanusun ortasında kaybolmak, o zaman anlamlıydı. Can yeleksiz ve nefessiz... Dalgalara bırakarak kendimi, elimdeki sigarayla, ciğerimdeki kokunla... Boğulmak o zaman anlamlı anlamlıydı. Cesedim aranırken sokak köşelerinde, en diplerdeki en renkli kumlara senin için ulaşmaya çalışırken yaşamak o zaman anlamlıydı. Terin karışmışken terime, ruhuna dokunabildim diye şükrettiğim her duayı Tanrı o zaman kabul ederdi. Cennet o zaman gerçek olurdu.