Kayıtlar

Cenneti bana mı bırakırlar?

Resim
Cenneti bana mı bırakırlar? Öksüz bir yağmurun ıslattığı sokaklarda, yalnız ve mağrur yürürken düştü aklıma bu soru. Dünya üzerinde her şeyi herkes düşünmüş, ölçmüş, biçmiş, gediğine oturtmuş. Bunca yıldır var bu dünya, bunca yıldır var bu insanlık; elbet biri düşünüp satın almıştır cenneti, ya da çalmıştır. Ben basit bir insanım. Düzenli bir işim, yakışıklı kıyafetlerim var. Hayatı klasik yaşar, rutinlerin dışına pek çıkmam; zaten çıksam da rutinler beni geri içine iter. Sınırlarımı bilirim, pek ses etmem. Sonuçta bir canım var; ruhuna uzak, ilaçlarla tedavi edilen bir can. Ben pek sevmem ilaçları. O yüzden istemem hasta olmak. Ama romantik birkaç an, güzel bir film, gözlerimi doldurmaya yeter. O zaman aynaya derim ki: Hani yoktu ruhun? Bu sakinlikte, bu itaatte nereden geldi bu serkeş yaş?  

BUGÜN BİR ÇIĞLIK ATTIM İÇİMDEN

Resim
Bugün bir çığlık attım içimden. Duysanız ağlardınız. Ama içimden işte. Ben duydum, ben ağladım. Bugün bir çığlık attım içimden. Bir ayna daha kırıldı bana bakan. Birkaç yalan söyleyip yapıştırdım onu. Ama yara izleri çok belli. Bugün bir çığlık attım içimden. Güneşe baktım. “Bugün de doğma be kâfir, efkâr biriksin sokaklara.” dedim. Ben dedim, ben konuştum ama bu kadardı işte. Güneş duymadı, hava karardı. Bugün bir çığlık attım içimden. Bir pencerenin ardından sancılı bir çığlıktı. Gecenin kalbinden aya baktım. Ay duymadı; ay tek parça, ben yalnız, ben yalınayak. Bugün bir çığlık attım içimden. Bir yastık dolusu rüyayı göremedim yine. Tavandaki ayak izlerime takıldı gözlerim. Koyun yerine beni saydı. Koç yerine beni kurban verdi. Sağ olsun canı. Yedim tırnaklarımı Kanamadı yine, ağlatmadı beni. Bugün bir çığlık attım içimden. Sabah oldu, yumruğumu sıktım yine. Engebeli yollara çizdim kendimi. Kanadı dizlerim. Gözyaşlarım göz pınarlarımda bir sağa bir sola vo...

BAŞUCU MASALI

 Hepimiz bir tabutun başucu masalıyız. Koşan renklerimiz, gülen gözlerimiz ve ayakta duramayan kaderimizle adımlarımızı hep aynı kaldırımlara atıyoruz. Hep aynı kaldırımlarda düşüyoruz. Yalnızız; deniz kıyısında rüzgârın soğuğuna, yol kenarında sigaranın dumanına sığınıyoruz, Gözlerimizi dolduruyoruz. Hep bir hayale aç karnımız. Sokaklarda yeşerttiğimiz ağaçların gövdesine basıp, gökyüzüne çizdiğimiz yıldızları boyamaya çalışıyoruz. Oysa bitik kalemlerimizin ucu; biriktirdiğimiz her duygu kapkara boşlukta. Biri geliyor, boyamaya çalışıyor yıldızlarımızı elimizde kurumuş boylar yeşeriyor hemen Dağıtıyor güzelliğini. Mağlup oluyoruz her seferinde. Ayakta duramayan kaderimizle Ellerimizin kiriyle Bir tabutun başucu masalı olabilmek için erken uyuyoruz; ellerimizi, rüyalarımızı  Yastık altına saklıyoruz.

ZAMBAK

  Seninle konuşmak isterdim, Üzerine bol gelen hırkanla Yeni sürdüğün ojelerinle. Tabiatı renklerini tamamlayan beyaz çoraplarınla, Benimle kalmanı isterdim. O akşam Yüzüne dokunmak isterdim Boynunun sıcaklığında dudaklarımı yakmak Bir bilmece gibi çözmek kıyafetlerini Bedenini bedenimde görmek Terlerimizin birbirine karışarak süzülmesini vücudumuzdan, İsterdim. Seninle utanıp, seninle gülebilmek Günahlarını kendi defterime yazabilmek Tanrıya senin için karşı çıkabilmek, İsterdim. Sabah güneşin doğmamasını, Hiç bitmeyecek, senli bir rüya görmeyi Tüm sokaklarımın parfümünün kokmasını Güneşin saçının rengine boyanmasını, isterdim. Kaybolduğum, hayal kırıklarını ceketimde taşıdığım bu yaşamda, Bana bahşedeceğin tek bir gülüşle Tüm dünyayı bir zambak bahçesine çevirmeyi İsterdim.

LOŞ

Resim
  Güzel kıyafetlerimle loş bir sabahta Boş bir sahilde, dertli bir bankta Bulutlar çökecek gibi üstüme Güneşin ışınları birkaç tanesini yırtmış Haysiyetsizce vuruyor gözüme Küfürüm yok, sigaram dudağımda Peşimi bırakmıyor martılar Sesleri kulağımda, iç çekişim kanatlarına Kedilerin gözleri gökyüzünde Ağızlarının suyu kaldırımda Köpeklerin uykuları ağır aceleleri yok Balıkçılar sabah kısmetinde Atmışlar oltalarını, inatçılar alacaklar bilmem kaç düzine balığın canını Akşam karnı doysun ki her insanın Sabaha daha sert sıksınlar yumruklarını.

Boş Verin Beni

  Çoğu zaman çoğalıyor kabuslarım. Uykumda gördüğüm yansımaların gölgesi, gerçeğimde uzuyor Ödümü koparıyor, gözlerimi dolduruyor.   Ama iyiyim ben, Denk geldiğim hayatların peşinden Bir sağa bir sola koşarken Pişmanlıklarımı, keşkelerimi beynimin çöplüğüne atıp Kokmasın diye pahalı bir parfüm sıkıyorum üzerine. Boş verin beni, Hayat bu kadar tekdüze iken Beni yeşertecek bir cümle Çöplerimi kapımın önüne çıkartır Temas ettiğim ellere kokusu bulaştırır.

Sönmüş Yıldız

Bir anı bırakmak isterdim bu güne Belki kötü kelimelerimden güzel bir dize yaratmak Aynayı sevmiyorum, çığlıklarım hala sessiz Bir tablo olsam mutlu olurdum Ya da seneler önce sönmüş bir Yıldız Habersiz bir geceye parlardım, toprağımda çiçekler açardı Gökyüzü severdi beni Güzel bir anı olurdum iki aşığa Gerek kalmazı çığlıklara Hayat verirdim dizelere