Kayıtlar

CAN YELEKSİZ

Resim
Uyanmıştık ve yan yanaydık. Terlerimizin ıslattığı bu küçücük çekyat daha kurumamıştı. Sanki okyanustaydık. Komodinin üstünde kondomlar ve peçeteler. Bir olmuştuk ya, binbir cümleyi ağzımızdan tek bir kelime çıkmadan konuşmuştuk. Yenilmiştik birbirimize ve kokun sinmişti sigarama. Perdeleri yırtarak tenine vuran güneş, ateşim olmuştu. Nefesim diye seni çekmiştim içime. Bir okyanusun ortasında kaybolmak, o zaman anlamlıydı. Can yeleksiz ve nefessiz... Dalgalara bırakarak kendimi, elimdeki sigarayla, ciğerimdeki kokunla... Boğulmak o zaman anlamlı anlamlıydı. Cesedim aranırken sokak köşelerinde, en diplerdeki en renkli kumlara senin için ulaşmaya çalışırken yaşamak o zaman anlamlıydı. Terin karışmışken terime, ruhuna dokunabildim diye şükrettiğim her duayı Tanrı o zaman kabul ederdi. Cennet  o zaman gerçek olurdu.

Ben Böyle Olmak İstemezdim

Bazen her şeyi toparlayasım geliyor. Birçok kelimeyi yan yana dizip güzel bir şiir yazmak, ya da tıkıştırıp kıyafetlerimi valizime, nereye vardığını bilmediğim yollarda kaybolmak. Ama Derman yok kollarımda. Bir anlamı yok dizelerimde. Ben eskiden mutluydum. Ben eskiden umutluydum. Neyi görsem bir romantizm yaratır, her işarete bir anlam yükler, sigaramı ciğerime yavaş yavaş çekerdim. Şimdi dolu küllüklerim... Bir paket; bazen yarım gün, bazen beş saat. Sayamıyorum, anlamıyorum. Titreyen dizlerim, Dumandan sararmış tırnaklarım, Emin sonlarla bitiremediğim cümlelerle dolu konuşmalarım. Ben böyle olmak istemezdim. Ben büyümek isterdim. Çocukluğumda çizdiğim resimlerin bahçelerinde, bir çiçek gibi yeşerip, tenimde güneşi hissedip, birkaç fırça darbesinde yer alıp, Bir kadını mutlu edip Bir defter arasında bir anlam olarak saklanmak isterdim. Şimdi benliğimin çarptığı kayalarda, cesedimi uyandırıyor alarmlar. Bir masanın başında, rahmet diliyorum ruhuma.

GÖLGE

Resim
  Ben kaybolmuş bir ruhum, Varlığımın bir önemi yok. Ama değerse dudakların tenime, Katili olup Atlas’ın, Sererim Dünya’yı ayaklarının önüne. Bir gölge olurum sana, Kaderimi kaderine bağlayıp, Takip ederim gözlerini. Kurutup pınarlarındaki her yaşı, Sahiplenirim her acını.  

BEN BUYUM

Resim
  Ufak bir yetinmeyle doldururum günlerimi. Ufak bir umut için kanatırım tırnaklarımı. Ben buyum.   Ufacık bir rüzgârda düşüşümü dizelere dökerim. Yeteri kadarım. Yetmez ama bana bu kadarı.   İçimde hep bir güneş doğar; yağmurlar, seller, bulutlar alıp götürür onu.   Yalanlarımı damarıma kendim enjekte ederim. Gözlerimi kaparım; yeni bir günde, daha ağır bir kaya sırtımda.   Ölümsüz gibiyim. Acı yaşamayı sever. İki bira, bir sigarada keyiflenirim.   Uykumu, rüyalarımı feda eder; kâbuslarımı güneşi görünce unuturum.   Ben buyum. Celladımın urganını kalbimde saklarım.

Cenneti bana mı bırakırlar?

Resim
Cenneti bana mı bırakırlar? Öksüz bir yağmurun ıslattığı sokaklarda, yalnız ve mağrur yürürken düştü aklıma bu soru. Dünya üzerinde her şeyi herkes düşünmüş, ölçmüş, biçmiş, gediğine oturtmuş. Bunca yıldır var bu dünya, bunca yıldır var bu insanlık; elbet biri düşünüp satın almıştır cenneti, ya da çalmıştır. Ben basit bir insanım. Düzenli bir işim, yakışıklı kıyafetlerim var. Hayatı klasik yaşar, rutinlerin dışına pek çıkmam; zaten çıksam da rutinler beni geri içine iter. Sınırlarımı bilirim, pek ses etmem. Sonuçta bir canım var; ruhuna uzak, ilaçlarla tedavi edilen bir can. Ben pek sevmem ilaçları. O yüzden istemem hasta olmak. Ama romantik birkaç an, güzel bir film, gözlerimi doldurmaya yeter. O zaman aynaya derim ki: Hani yoktu ruhun? Bu sakinlikte, bu itaatte nereden geldi bu serkeş yaş?  

BUGÜN BİR ÇIĞLIK ATTIM İÇİMDEN

Resim
Bugün bir çığlık attım içimden. Duysanız ağlardınız. Ama içimden işte. Ben duydum, ben ağladım. Bugün bir çığlık attım içimden. Bir ayna daha kırıldı bana bakan. Birkaç yalan söyleyip yapıştırdım onu. Ama yara izleri çok belli. Bugün bir çığlık attım içimden. Güneşe baktım. “Bugün de doğma be kâfir, efkâr biriksin sokaklara.” dedim. Ben dedim, ben konuştum ama bu kadardı işte. Güneş duymadı, hava karardı. Bugün bir çığlık attım içimden. Bir pencerenin ardından sancılı bir çığlıktı. Gecenin kalbinden aya baktım. Ay duymadı; ay tek parça, ben yalnız, ben yalınayak. Bugün bir çığlık attım içimden. Bir yastık dolusu rüyayı göremedim yine. Tavandaki ayak izlerime takıldı gözlerim. Koyun yerine beni saydı. Koç yerine beni kurban verdi. Sağ olsun canı. Yedim tırnaklarımı Kanamadı yine, ağlatmadı beni. Bugün bir çığlık attım içimden. Sabah oldu, yumruğumu sıktım yine. Engebeli yollara çizdim kendimi. Kanadı dizlerim. Gözyaşlarım göz pınarlarımda bir sağa bir sola vo...

BAŞUCU MASALI

 Hepimiz bir tabutun başucu masalıyız. Koşan renklerimiz, gülen gözlerimiz ve ayakta duramayan kaderimizle adımlarımızı hep aynı kaldırımlara atıyoruz. Hep aynı kaldırımlarda düşüyoruz. Yalnızız; deniz kıyısında rüzgârın soğuğuna, yol kenarında sigaranın dumanına sığınıyoruz, Gözlerimizi dolduruyoruz. Hep bir hayale aç karnımız. Sokaklarda yeşerttiğimiz ağaçların gövdesine basıp, gökyüzüne çizdiğimiz yıldızları boyamaya çalışıyoruz. Oysa bitik kalemlerimizin ucu; biriktirdiğimiz her duygu kapkara boşlukta. Biri geliyor, boyamaya çalışıyor yıldızlarımızı elimizde kurumuş boylar yeşeriyor hemen Dağıtıyor güzelliğini. Mağlup oluyoruz her seferinde. Ayakta duramayan kaderimizle Ellerimizin kiriyle Bir tabutun başucu masalı olabilmek için erken uyuyoruz; ellerimizi, rüyalarımızı  Yastık altına saklıyoruz.