UTANAN İNSANLAR
Isınmak için girdiğimiz battaniyenin altında üşümüş ayaklarımızın temasından utanmıştık. Önce gözlerimiz değdi birbirine sonra ağzımız, dudaklarımız ıslaktı ve tükürüklerimiz her zamankinden daha romantikti. Yavaş yavaş soyundu, omuzlarından askısı düşerken ellerim belinden tutuyordu. Nefes alışverişimiz tüm odada yankılanıyordu, acelesi yoktu ama sanki peşinden bir şeyler koşuyordu. Önce boynuna indim sonra omuzlarına sonra göğüslerine, meme uçları sertleşmişti ısırıp biraz acı kattım zevkine, inlerken açtığı ağzından öpüp elimle kasıklarına dokundum. Bir an önce çıkarmak istiyordu pantolonunu, sanki peşindekiler yaklaşmıştı bize daha da hızlandı kalp atışlarımız. Dudaklarından daha ıslaktı vajinası bunu ellerimle hissetmiştim dilimle onaylamıştım. Her dil darbemde biraz daha gerildi, göğüs kafesine vuran sokak lambasının ışığı onu bir tanrıça olarak gösteriyordu. Önünde saygıyla eğilmiş ben, bir kulu olarak itaat ediyordum sadece ona. Beni istiyordu biliyordum benim onu soyduğum gibi tutkulu değilde bir köleye işkence ediyormuşçasına çıkardı kıyafetlerimi, kavradığı penisimi içini almak için çırpınıyordu, sanki peşindekiler ensesindeydi. Dudaklarımı yüzünden kopardım, bacaklarını ayırıp içine girdiğimde attığı çığlığı bir kaç komşumun duyduğundan eminim, o an önemli değildi hiçbir şey tanrı bile bulsa bizi oturup bir kenara izlerdi. Git gellerimin hızlanması, kasıklarının sıcaklığı ve romantizimden arınıp kaba bir kimliğe bürünen ellerim tamamen sanatın bir parçasıydı. Ellerini başının üstünde tutup çaresiz bıraktım onu, daha da hızlandım içinde, saçlarının dansı daha da hızlandı peşindekilerin nefesini hissediyordu artık. Hoyratça arkasını döndürüp belinden öptüm, elim vücudunda dolaşırken kalçasına vurmak yüzünü güldürdü onun. Penisimi vajinasına değdirdiğimde ellerimde sadece saçları vardı. Ağzı açık aynadan gülüyordu bana sahiptim ona, bir kölenin zaferi gibi hiçbir düşüncem yoktu. Daha da sertleştim daha da ve daha da, onun çığlıkları bittiğinde benim nefesim daha da duyulur oldu hiç beklemediği bir anda saçlarını sertçe kavrayıp ağzını penisime götürdüm onun efendisi olmuştum, güçlü hissettiriyordu bu ve kasıklarındaki ıslaklıkla eşitlemiştim dudaklarının ıslaklığını. Bakışı masumdu yüzünde sinsi bir gülümseme vardı. Özgürlüğüm bitip yine kölesi olmuştum, ayağı kalkıp dudaklarıma bir öpücük kondurdu, hiçbir şey konuşmadan sigarasını yaktı. Üşüyen ayaklarımızın birbirine dokunmasından utanan insanlardık sabaha çıplak uyandık. TAYYAR İSMAİL